Makale Dizini

4.1. Biyoremediasyonun Strateji Kriterleri

Kirlenmiş alanların temizliği için biyoremediasyonun kullanılmasını değerlendirirken dikkate alınması gereken önemli faktörler bulunmaktadır. Bu faktörler, aşağıda farklı başlıklar altında açıklanmıştır.


4.1.1. Kirleticilerin büyüklüğü, toksitesi ve hareketliliği

Kirlenmiş alanların uygun bir şekilde araştırılması ve karakterize edilmesi aşağıdaki gibi yapılmalıdır:

  • Kirliliğin yatay ve dikey boyutu
  • Alandaki kirleticilerin doğası
  • Kirleticilerin gelecekteki olası hareketliliği

4.1.2. Kirlenmiş Alanın Jeofiziksel, Jeokimyasal ve Biyolojik Özellikleri

Toprak yapısı, düşükten yükseğe değişiklik gösteren kum, silt ve kil içeriği ile farklı dokular içermektedir. Taneli ve iyi yapılandırılmış bir toprak in situ biyoremidasyon için havanın, suyun ve besinlerin mikroorganizmalara etkili bir şekilde ulaşmasını kolaylaştırabilir.

Nem içeriği (su) toprağın ve diğer ortamların dielektrik sabitini belirlemede önde gelen faktörlerdendir. Toprağın nem içeriği genellikle % 25 – 28 arasında değişiklik göstermektedir.

pH (hidrojen gücü), mikropların büyümesi için ve kirleticileri yok etmek için optimum aralık olan 5.5-8.0 arasında değişiklik göstermektedir.

Sıcaklık, 15- 45 ° C arasında değişir. Sıcaklık, biyokimyasal reaksiyon hızlarını etkiler ve bu tepkime hızları sıcaklıktaki her 10 °C artış ile ikiye katlanır.

Oksijen, esas olarak kirlenmiş alanlardaki hidrokarbonların ilk parçalanışları için kullanılmaktadır. Mevcut oksijen miktarı, biyoremediasyonun, aerobik (oksijenli) ya da anaerobik (oksijensiz) koşullar altında yapılıp yapılmayacağını belirleyecektir.

Mikrobiyal çeşitlilik kirlenmiş bir alanda Pseudomonas, Aeromonas, Flavobacteryum, Chlorobacteria, Corynebacteria, Acinetobacter, Mikrobacteryum, Streptomiçes, Basil, Arthrobacter, Aeromonas, -Siyanobakteri, vb. gibi mikrobiyal varlıktır.

Makrobentos çeşitlilik, Eichornia crassipes, Salvinia molesta, Ceratophyllum demersum gibi suda yaşayan bitkiler birliği ve bulanıklığın, biyokimyasal oksijen talebinin, kimyasal oksijen talebinin, amonyağın, nitratın ve evsel atık sulardaki nitratın bozulması için yüksek potansiyeli olan Anodonta woodiana and Limnodrilus hoffmeisteri gibi suda yaşayan hayvanlar birliğidir. 


4.1.3. İnsan ve Çevre Alıcılarının Yakınlığı

Bir alanın, çevrenin temizlenmesi için biyoremediasyonun uygun olup olmadığı, kirleticilerin parçalanma hızının ve kapsamının, insan alıcıları ve çevresel alıcılar için risk seviyesini düşük tutmak için yeterli olup olmadığına bağlıdır. 


4.1.4. Kirleticilerin Parçalanabilirliği 

Petrol hidrokarbon gibi bir bileşen, çevrede doğal olarak oluşuyorsa o bileşenin biyolojik parçalanması genellikle yüksektir. Bunun aksine, yüksek moleküler ağırlığı olan sentetik bileşenler (karmaşık halka yapıları ve halojen maddeler) daha basit düz zincirli hidrokarbonlara göre daha yavaş parçalanmaktadır. 


4.1.5. Planlanan Alan Kullanımı

Biyoremediasyonun, bir alan için uygun arındırma yöntemi olup olmadığına karar verilmesi, kirleticilerin parçalanma hızının ve kapsamının, riskleri kabul edilebilir seviyelere indirmek için yeterli olup olmamasına bağlıdır. 


4.1.6. Düzgünce İzleme Yeteneği

Çevresel faktörler, kirleticilerin biyo-yararlanımlarını, diğer besinlerin kullanılabilirliğini, biyolojik süreçlerin etkinliğini (örn; sıcaklık ve pH) ve kirleticilerin, alanın jeokimyasal ve jeolojik özellikleri ile nasıl etkileşimde bulunduğuna dair kirletici özelliklerini etkileyen kimyasal ve fiziksel özellikleri içermektedir. 


4.1.7. Araştırma ve Teknik Yönler

Petrol hidrokarbonlar, alkoller ve çözücüler dâhil olmak üzere bir dizi biyolojik olarak parçalanabilen kirleticiler olmasına rağmen, poliklorlu bifeniller (PCBs), pestisitler, kömür katranları, klorlu çözücüler ve polinükleer aromatik hidrokarbonlar gibi yaygın olarak kullanılan birçok endüstriyel kimyasallar o kadar kolay parçalanmamaktadır. Bu nedenle, daha yoğun bir araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır, ancak bu tür bir temel araştırmanın finansmanı azalmaktadır. Geleneksel arındırma teknolojilerinin aksine, biyoremediasyon tekniğinin kirlenmiş olan her bir alana özel tasarlanması gerekmektedir. Her bir atık alanının kendine has özellikleri vardır ve bu nedenle de bireysel ilgi gerektirmektedir. Belirli bir stratejinin başarısını ya da başarısızlığını değerlendirmek için henüz resmi bir kriter belirlenmemiştir. 


4.1.8. İnsan Kaynakları

Biyoremediasyon yeni bir teknoloji olduğu için, bu alanda yetişmiş insan kaynakları eksikliği bulunmaktadır. Başarılı bir biyoremediasyon programı, mikrobiyoloji, mühendislik, jeoloji, hidrojeoloji, toprak bilimi ve proje yönetimi gibi alanları birleştiren multidisipliner bir yaklaşım gerektirmektedir. Üniversiteler, biyoremediasyon mühendisliğinde yeterlik sunmamaktadır ve böylesi bir birleştirilmiş uzmanlık, sadece deneyim ve eğitim yoluyla elde edilebilir. 


4.1.9. Kirleticilerin Parçalanabilirliği

Diğer endüstrilerin aksine, biyoremediasyon yüksek katma değerli ürünlerin üretimi ile sonuçlanmamaktadır. Bu nedenle, risk sermayesi teknolojiye yatırım yapmakta yavaş kalmıştır ve sonuç olarak da araştırma ve geliştirmedeki ticari faaliyetler diğer endüstriyel sektörlerin gerisinde kalmıştır. Biyoremediasyon yenilikçi bir teknoloji olarak görüldüğü için, müşteriler ve düzenleyici kurumlar, geleneksel teknolojilere göre biyoremediasyonu sık sık daha yakından incelemektedir. Sonuç olarak, diğer remediasyon teknolojilerine kıyasla, biyoremediasyon üzerine çoğu zaman daha sıkı kısıtlamalar ve performans standartları getirilmektedir. Biyoremediasyon programı, önceden belirlenmiş olan hedefleri gerçekleştiremezse, bu en sonunda sorumluluk açısından daha büyük risklere yol açabilir. 

backnext

Dahili Ağ