4.3. GDM’lara özgü güvenlik konuları

Bitkileri değiştirmek için kullanılan rekombinant DNA teknikleri, genetiği değiştirilmiş mikroorganizmaların tasarımında kullanılanlara benzemektedir. Yukarıda belirtildiği gibi, mikroorganizmaların farklı genetik özellikleri karıştırılmaktadır ve güvenlik nedenleriyle dikkate alınmalılardır. Gıda üretimine uygun mikroorganizmalar Gram + ve Gram - bakteriler, maya ve filamentli mantarlardır. Bazı ortak teknikler mevcut olmasına rağmen, genomlarının ve rekombinant genetik teknolojilerinin farklılıkları bulunmaktadır.

Tasarımla bir birleştirme alanı uygulanabileceği ve istenmeyen bir DNA, kolayca çıkarılabileceği için, bakterilerde homolog (eştürel) rekombinasyonunun kullanılmasının, önemli bir avantajı vardır. Böylece, tanıtılan DNA’nın seçimi ve bakımı için güvenli gıda kullanımı ile uyum içinde olan uygun seçim yöntemlerinin geliştirilmesi ile bir homolog gen sistemi tasarlanabilir. Bu özellikler, genetik modifikasyon prosedürleri üzerinde kontrolü kolaylaştırmaktadır.

Bazı bakteri ve mayaların genom dizisi verilerinin var olması sebebiyle son zamanlarda GDM’ların güvenlik değerlendirmesi artmıştır. Belirli bir mikroorganizma için tam genom dizisinin elde edilmesi, belirli bir gen teknolojisinin ölçülmesi ve değerlendirilmesi için gerçekçi bir bilimsel temel oluşturmaktadır. Genom sonrası analitik yöntem ve teknik cihazların geliştirilmesi, tüm genom düzeyinde gen ekspresyonu analizi için güvenilir bir fırsat vermektedir. Mikro dizi DNA teknolojisinin başarısı, nükleik asit probları aracılığıyla genomun bütün genlerinin araştırılmasını sağlamıştır. Bu nedenle, farklı suşlar ve ortamlarda bireysel genlerin varlığı ve gen ekspresyonu gösterilebilir. Proteomikteki gelişmeler, bütün hücrelerden izole edilmiş proteinlerin, iki boyutlu jel elektroforezi ile ayrılmasını ve analiz edilmesini sağlamaktadır. Bu şekilde, farklı ortamlardan gelen suşlar arasında bir karşılaştırma yapılabilmektedir. Kütle spektrometresi kullanılarak, tek bir protein tespit edilebilir ve böylece ayrılan protein noktalarının belirli genlerle olan ilişkisini kolaylaştırabilir. Gıda işlemede kullanılan mikroorganizmalar, nihai üründe canlı bulunabilmektedir ve tüketicinin içine sokulabilmektedir. Bu nedenle, organizmalar ve tüketici arasındaki etkileşim (doğrudan veya dolaylı) için bir potansiyel gerçekten de bulunmaktadır. Bu nedenle, gıda işlemede kullanılan mikroorganizmaların; patojenik, toksijenik veya alerjik olmadığını ve genetik modifikasyonun bu organizmaların güvenli durumlarını değiştirmediğini kesin olarak kanıtlamak çok önemlidir. Bu bağlamda tüketilen GDM’ların akıbeti ve gastrointestinal sistem ve bağırsak mikroflorası üzerindeki etkileri dikkate alınmalıdır. Burada, beslenme yoluyla insanlar üzerindeki etkilerini göz önünde bulundurarak GDM’ların hayvan sağlığı düzeyi üzerine de etkilerine dikkat etmek önemlidir. İfade edilmiş olan en genel endişelerden birisi de değiştirilmiş gen dizilerinin, bağırsak mikroorganizmalarına ya da konukçu hücrelere transferi olasılığıdır. Beslenme kaynaklı DNA parçalarının nadir kazanımı, göz ardı edilemez ve ruminant beslenmelerde normalde mevcut olmayan genlerin olası etkileri göz önünde bulundurulmalıdır.

backnext

Dahili Ağ