4.2. Risk değerlendirme yaklaşımları
Genetiği değiştirilmiş gıda uygulamasının, insan sağlığı üzerindeki başlıca etkileri, alerjik reaksiyona neden olma (alerjen özellikler), gen transferi ve açık döllenme olmak üzere üç ana yönde özetlenir.
- Alerjen özellikler: Geleneksel olarak yetiştirilen gıdalar, genellikle alerjenik özellikleri bakımından test edilmez. GDM’lu gıdalar için temel sorun, aktarılan genin protein ürününün, alerjik olmadığını kanıtlamaktır. GDM’lu gıdaların test edilmesi için olan protokoller, FAO ve WHO tarafından değerlendirilmiştir. Şu anda piyasada bulunan GDM’lu gıdaların alerjik etkisi görülmemiştir.
Gen aktarımı: GD gıdalardan, insan vücudundaki hücrelere ya da gastrointestinal sistemde oluşan mikroorganizmalara gen aktarılma imkânı, aktarılan genetik materyalin, insan sağlığını olumsuz etkileyip etkilemeyeceği konusunda endişe yaratmaktadır. Bu olay, yukarıda da bahsedildiği gibi, makro/mikro düzeyde GDM’ların oluşumunda kullanılan antibiyotik direnci için genlerin organizmaların içine transferiyle ilgilidir. Bu nedenle, antibiyotik direnç genlerini dâhil etmeden teknolojilerin kullanılması, bu transfer için olasılığın düşük olduğuna bakılmaksızın, cesaret vericidir. En son yapılan FAO /WHO uzman paneli, bu alanda çalışan bilimsel topluma bu politikayı önermektedir.
Aşağıdaki örnekte, bu olayın bir açıklaması verilmiştir. Antibiyotiklerin tıpta ve tarımda yaygın halde kullanılmasından dolayı antibiyotik direnci yaygın hale gelmiştir. Bununla ilgili, mideye girmiş bitki DNA'sından bağırsak mikroflorasına yapılan herhangi bir nadir transfer olayının, insan sağlığı üzerinde önemli bir etkiye sahip olmayacağı konusunda görüş birliği vardır. Ama bazı transgenik mısır çeşitlerinde meydana gelen ampisilin direnç geni bla - TEM, ruminal E.coli suşlarında zaten bulunmaktadır ve insan bağırsak suşlarının % 10 - 50 de ampisiline karşı zaten dirençlidir. Böyle bir olay olursa ve insan patojenleri, gen transferi yoluyla antibiyotik direnç kazanırsa, transgenik malzemeleri besleyerek yeni bir rotanın açılması mümkün olacaktır.
- Dış dozlaşma (Kendi soyu dışından üreme): Bu terim, GD bitkilerden geleneksel ürünlere ya da ilgili türlere gen transferi olarak tanımlanmaktadır. Bu, gıda güvenliği ve emniyeti üzerine dolaylı etkisi nedeniyle, GDO kullanılarak elde edilen ürünlerin geleneksel tohumlardan elde edilen ürünlerle karıştırılmasıyla gerçekleşebilir. Böyle bir riskin olabileceği gerçeğini gösteren bazı olaylar vardır: Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri'nde insan tüketimi için üretilmiş olan mısır ürünlerinde, sadece yem amaçlı kullanılan bir mısır türünün izleri ortaya çıkmıştır. Bu nedenle, bazı ülkeler (Arjantin, Kanada, Güney Afrika, ABD, AB), her iki türün (GD ve konvansiyonel) de yetiştirildiği (mısır, soya fasulyesi, kolza tohumu, hindiba, kabak, patates) alanların düzgün bir şekilde ayrılması dâhil olmak üzere karıştırmayı azaltmak için bazı önlemler uygulamıştır. Şuanda uluslararası piyasada bulunan tüm GD ürünler, mikroorganizmalardan gelen genler kullanılarak tasarlanmıştı. Üç temel özelliklerden birisi ile nitelendirilmektedirler: böcek hasarına karşı direnç, viral enfeksiyonlara karşı direnç ve bazı herbisitlere (bitki öldürücülere) karşı direnç.


