5.5. Mikroorganizmaların genetik stabilizasyonu
Mikroorganizmalar, yüksek ökaryotlarda sıkı düzenlenmiş kromozomlardan genetik olarak çok daha az stabildir. Hızlı büyüme oranına sahiptirler ve tek hücreli varlıklar olmalarıyla değişen ortama çabuk uyum sağlayabilmektedirler. Böylece, daha yüksek ökaryotlara kıyasla genetik olarak daha kolay değişebilmektedirler. Yukarıda da belirtildiği gibi, yatay gen transferi için olan birkaç mekanizma, daha önce tanımlanmıştır. Hareketli DNA partikülleri; genellikle yeni fenotipik özelliklerin, genlerin inaktivasyonunun, gen kayıplarının ve genomunun dengesizliğinin ortaya çıkmasına yol açan bakteriyel genetik materyalin değişikliklerinden sorumludur. Bu hareketli DNA parçacıkları; ekleme dizisini (IS), plazmidleri, profajları, transpozonları içermektedir. Birçok bakteri suşu, çok sayıda farklı IS unsurlarına sahiptir ve bunların bir bölümü, genellikle aktif bir şekilde transpozisyona neden olmaktadır.
Ökaryotik mikroorganizmaların genomu da DNA değişikliklerine tabi tutulmaktadır. Bunlar da fiziksel, kimyasal koşullara ve yetiştirme sistemine bağlı olarak büyüme süreci boyunca bir dizi düzenlenmelerden geçmektedir. Bazı durumlarda, sürekli kültürler, kabul edilen yeni DNA dizilerinin stabilizasyonu için etkili seçici araçlardır. Genellikle bu değişiklikler, hareketli unsurların (örn; Ty retrotranspozonları) ve kromozom segmentlerinin kendiliğinden oluşan transpozisyonları ile ortaya çıkmaktadır. Son olay, kromozomal uzunluk polimorfizminde açıkça ortaya konmuştur.
Mikroorganizmaların genetik değişkenlik olgusu, GDM’larda rekombinant DNA’nın dengesini etkileyebilir. Bu olasılık, GDM’ların genetik dengesinin değerlendirilmesi durumunda dikkate alınmalıdır.
Klonlanmış genin (lerin) lokalizasyonu (kromozomal ya da plazmit), rekombinant DNA molekülünün genetik dengesini ciddi derecede etkilemektedir. Bu, rekombinant DNA’nın akıbeti için uygun vektör sistemi seçimini çok önemli kılmaktadır. Yüksek kopya sayılı bir vektör ya da kromozom rekombinant DNA’ya entegre olan bir vektör kullanıldığında, yeni genetik bilginin stabilitesi, temel biyolojik mekanizmalara bağlı olacaktır. Transfer edilen genetik materyalin genetik dengesi, konak mikroorganizmasınınki gibi olacaktır. Transfer edilen genetik malzemenin yüksek dengesi; ılıman fazların bağlanma yerinin yanı sıra, transposonların konumuna ve IS unsurunun eklenmesine dair derin bilgi gerektirmektedir.


