3. Kirlenmiş bir alanın karakterizasyonu

Sanayileşme ve doğal kaynakların çıkarılması, dünyada çevre kirliliğine neden olmaktadır. Her gün çevreye (toprak, su ve hava) büyük miktarda (450 milyon kilogramdan fazla) zehirli atık madde (ağır metal içeren) atılmaktadır. Bu kirleticiler, yaşayan tüm organizmalarda ekolojik probleme yol açmaktadır. Kirlenmiş bir çevrenin arındırılması, ekolojik dengeyi korumak için önemli bir konudur. Gelişmiş ülkeler tarafından remediasyon tekniklerinin geliştirilmesi için kapsamlı çalışmalar yürütülmektedir.

Bu nedenle, aşağıdaki maddeler için kirlenmiş alanları değerlendirmek ve karakterize etmek çok büyük önem taşımaktadır:

  • Zararlı kirletici maddelerin yoğunluğunu ve mekânsal dağılımını dikkatli bir şekilde belirlemek,
  • Uygun remediasyon tekniğinin seçilmesinin dayanağı olan alan remediasyonun ölçüsünü (bölgeleme) belirlemek,
  • Kirlenme nedeniyle çevre ve insan sağlığı risklerini değerlendirmek için.

Alan karakterizasyonu ve değerlendirmesi için alana özgü soruların cevaplanması gerekmektedir:

  • Kirleticilerin kaynağı nedir?
  • Kirleticilerin türü ve fiziksel şekli nedir?
  • Kirliliğin mekânsal ve derinlik ölçüsü
  • Kirleticilerin sabit ya da hareketli olup olmadığı,
  • Eğer kirleticiler hareketliyse, önemli yolların belirlenmesi,
  • Kirleticilerin potansiyel alıcılarının belirlenmesi

Uygun bir remediasyon yöntemi, kirleticilerin toksisite düzeyine ve çevre üzerinde teşkil ettikleri risklere dayalı olarak seçilmelidir. Remediasyon, bütün bir arındırmayı amaçlamamaktadır. Esas odak noktası, kirlilik seviyesini, düzenleyici toksik sınırının altına çekmektir. Gelecekte oluşabilecek herhangi bir potansiyel problem engellemede uzun süreli etkilerini analiz etmek için remediasyon teknolojilerinin sürdürülebilirliği son derece önemlidir. Uygun remediasyon tekniğinin seçilmesi için aşağıdaki basamakların izlenmesi gerekmektedir:

Bilgi boşluklarının belirlenmesi: Yeterli güven seviyesine tatmin edici risk değerlendirmesi yapmak için yeterli bilgi mevcutsa, gerekli çalışmalar yapılmalıdır. Eğer yeterli bilgi yok ise, daha ileri bir araştırmanın hedeflerinin tanımlanması gerekmektedir.

Alan güvenliği: Personeli ya da çevreyi korumak için gerekli olan herhangi bir güvenlik önlemini belirlemek için alanın potansiyel olarak tehlikeli doğası, başlangıçtan itibaren dikkate alınmalıdır.

Araştırmanın doğası: Gelecekteki bir araştırmanın amaçları belirlendiği zaman, uygun veriyi toplamak için gerekli olan araştırmanın doğası üzerine karar verilmelidir.

Örnekleme mekânı ve derinliği: Numunelerin toplanacağı mekânlar ve derinlikler ve gerekli olan yerlerin sayısı dikkate alınmalıdır.

Kimyasal analiz: Araştırma sırasında elde edilen örnekler üzerine hangi analizlerin yapılması gerektiği, alanın tarihi üzerine yapılacak bir araştırma ve saha içinde karşılaşılan durumların göz önünde bulundurulması yoluyla belirlenecektir.

Örnekleme yöntemi: Örneklerin toplandığı, korunduğu ve kimyasal test laboratuvarlarına taşındığı yöntemler, göz önünde bulundurulmalıdır.

Danışmanlar ve sorumlu taraflar genellikle en etkili teknolojinin hangisi olacağı ile ilgili tereddüde düşerler, ancak yine de temizleme hedeflerine ulaşırlar. Güvence altına alma ve bütçeleme fonları, kirlilik konusuna değinmek ve çözmek için yenilikçi teknoloji kullanımını gerektiren ciddi bir problem olduğu için, remediasyon sisteminin seçiminde maliyet kilit bir faktördür. Genellikle tek bir remediasyon teknolojisi, bir alanın kirlenmiş toprağını ve/ya da yeraltı sularını kabul edilebilir seviyelerin altına çekmek için remediasyonda yetersiz kalmaktadır.

Şu anda kullanılan çevresel temizlik uygulamaları, esas olarak geleneksel remediasyon tekniklerini içermektedir. Ancak, biyobilimdeki ve biyoteknolojideki gelişmeler, kirlenmiş bir çevreyi temizlemede ve sağlıklı bir ekolojik dengenin korunmasında biyolojik maddelerden (biyoremediasyon) faydalanan son derece etkili, yeni ve sürdürülebilir remediasyon tekniklerinin geliştirilmesini sağlamaktadır. Geleneksel çevresel temizlik tekniklerinin çoğunun yerini yakın gelecekte sürdürülebilir biyolojik remediasyon teknikleri başarılı bir şekilde alacaktır. Biyoremediasyon, kalıcılık, düşük maliyet (diğer teknolojilerden %60–90 daha az), düşük bakım, gözü rahatsız eden hiçbir şey olmaması, kaynak bölgeleri etkileme kapasitesi, alanı arındırma sürecinin azaltılması ve kirleticilerin tam olarak parçalanmış olması gibi birçok avantajlı özelliğe sahiptir. 

 backnext

Dahili Ağ