Makale Dizini

2.4 Avrupa Hukuku ve Ulusal Hukukta Uluslararası Çevre Hukukunun Etkileri


2.4.1 Avrupa Birliği’ndeki Etkileri

Avrupa Birliğinin tüzel kişiliği vardır (md. 47 EUV) ve bu nedenle de ayrıca uluslararası hukuki ehliyeti de vardır. Birlik ayrıca Madde 216 I TFEU (Avrupa Birliğinin İşleyişine ilişkin Anlaşma) ya da Madde TEU (AB Anlaşması) kapsamında uluslararası örgütlerle ya da diğer devletlerle sözleşme ilişkisine girebilir. Bu temelde, AB, 2015 yılına kadar 40’tan fazla uluslararası çevre anlaşmasını onaylamıştır. Bu uluslararası anlaşmalar, AB hukuk düzeninin ayrılmaz bir parçasıdır ve AB genel hukuk ilkeleri olarak AB kurumları ve üye devletler için geçerlidir.

Ayrıca, Lizbon Anlaşması, sadece AB dış politikası için aynı zamanda uluslararası çevre politikası için de kurumsal bir çerçeve yaratmamıştır. Gelecekte, madde 2 II ve Madde 216 ff ile bağlantılı olarak TFEU’nun 191 ff. maddesine göre Birliğin çevre yetkileri belirleyici olacaktır. Bu nedenle, kendi iç yetkilerini etkinleştirmek için uluslararası bir anlaşma gerekirse ya da sonuçları ortak kuralları etkileyebildiği ya da kapsamını değiştirebildiği ölçüde Birliğin dış temsili için AB yetkilendirilmiştir (md. 3 II ve 2 I TFEU). Bu, AB’ye üye devletler için uluslararası çevre politikasında geniş kapsamlı özel yasama yetkisi vermektedir. Madde 218 II TFEU ile bağlantılı olarak madde 216 I’in temelinde, Konsey AB’nin uluslararası müzakerelere başlayıp başlamayacağına siyasi takdir çerçevesinde karar verebilir. Konsey müzakereleri açtığında, müzakerelerin açılışını onaylar ve daha sonra müzakereler için yönergeleri belirler, imzalama yetkisini verir ve en sonunda da anlaşmayı kapatır (Md. 218, II, IV, V ve VI TFEU).


2.4.2 Avrupa Hukuku

Avrupa hukuku, uluslararası hukukun aksine, vatandaşların hak ve yükümlülüklerini doğrudan etkileyen uluslarüstü bir kanundur. Topluluğun kurumları için, aşağıdaki eylem şekilleri mevcuttur:

Yönetmelikler

Yönergeler

Kararlar

Öneriler

Görüşler


2.4.3. Avrupa Hukuk Sistemi

Yönetmelikler, ulusal bir yasama süreci gerektirmeden tüm üye devletlerde geçerli olan genel yasal ilkelerdir ( Tüzük (EC) no. 1272/2008 → CLP tüzüğü).

Yönergeler, bağlayıcı hukuk normlarıdır, ancak üye devletler için konulan hedeflerle ilgili üye devletlerin şekil /araç seçme hakkı vardır (-RL (EEC) No. 313/90 →Umweltinformationsgesetz UIG).

Kararlar, sadece ilgili üye devleti bağlayıcı olan bireysel eylemlerdir (Alman idari eylemiyle karşılaştırılabilir).

Buna karşılık, öneriler ve görüşler, bağlayıcı değildir ve sadece AB’nin çeşitli konular hakkındaki görüşlerini temsil eder.


2.4.4. Avrupa Çevre Hukukunun Gelişimi

  • AKÇT (07/23/1952’den itibaren geçerlidir)
  • 02/25/1957 tarihli Roma Anlaşması: Anlaşma, AET ve Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu (EURATOM)’u oluşturmuştur (01.01.1958’den itibaren geçerlidir); AKÇT, AET ve Euratom AVRUPA Topluluğunu oluşturmaktadır
  • EG-Komisyonu

“Eğer topluluğun amaçlarından birisi olan ortak pazar çalışması sırasında topluluk tarafından herhangi bir eylemin yapılması gerekli hal alırsa ve bu anlaşma, yeterli gücü sağlamazsa, Komisyonun önerisi üzerine oybirliği ile hareket ederek ve Avrupa Parlamentosu’na danıştıktan sonra Konsey gerekli önlemleri alır”.

  • Topluluğun belirli çevre faaliyetleri için şimdi uygun olan bir yetkiyi geliştiren 07.02.1992 tarihli Maastricht Anlaşması (AET Anlaşması md. 130, md. 174-176 arası, Mart 2010 birleştirilmiş versiyonunda md. 191-193 arası).
  • Avrupa Birliği Anlaşması XX Başlıklı 191. Çevre Maddesi:
  • 1.Çevreyle ilgili birliğin politikası, aşağıdaki amaçlara ulaşmada katkıda bulunacaktır:

Amaçlar:

  • Çevre kalitesinin korunması ve geliştirilmesi,
  • İnsan sağlığının korunması,
  • Doğal kaynakların ihtiyatlı ve akılcı kullanılması,
  • Bölgesel ya da dünya genelindeki çevre problemleriyle, özellikle de iklim değişikliğiyle mücadele etmek için uluslararası düzeyde önlemlerin teşviki.
  • 2.Birliğin çevre politikası, birliğin çeşitli bölgelerindeki durumların çeşitliliğini dikkate alarak yüksek düzeyde koruma sağlamayı amaçlamalıdır. Bu politika, ‘’ihtiyatlılık ilkesine ve önleyici eylemlerin gerçekleştirilmesi gerektiği, çevresel hasarın bir öncelik olarak kaynağından düzeltilmesi gerektiği ve kirletenin ödemesi gerektiği ilkeleri üzerine dayanmalıdır.”

Avrupa Birliği Anlaşması, AB’de çevre korumanın geliştirilmesinin önemli bir parçası olarak XX Başlıklı 193. Çevre Maddesini düzenlemektedir:

“192. Madde uyarınca kabul edilen önleyici tedbirler, hiçbir üye devleti daha sıkı koruma önlemleri almaktan ya da bu önlemleri sürdürmekten alıkoymayacaktır. Bunlar komisyona bildirilecektir.”

Ancak temelde bunu oluşturmak AB Komisyonuna çok uzaktır

 backnext

Dahili Ağ