1.7 Alman Hükümeti’nin Politikası

Atık yönetimi mevzuatı, Avrupa Hukukuna, Alman federal kanununa, federal eyaletler yasasına ve yerel yönetimlerin atık yönetimi hizmetlerinin tüzüğüne dayanmaktadır. Ayrıca, ihtiyatlılık ilkesine, kirleten öder ilkesine ve işbirliği ilkesine dayanmaktadır. Temel dayanak noktası ise Kapalı Madde Döngüsü ve Atık Yönetimi Yasasıdır. Bu yasa, atık önleme ve geri kazanımı güçlendirmek için yeni AB Atık Çerçeve Yönergesi esas alınarak daha da geliştirilmiştir. Bu yasa ile sanayi sektörü ve ticari sektör, atıkların geri dönüşümünden sorumlu tutulmuştur; bu da masrafları üstlenmek zorunda oldukları anlamına gelmektedir. Özel evsel atıkların tümünün ve diğer üreticilerden gelen atıkların yok edilmesi, kamu hukukuna tabi olan atık kurumlarına verilmelidir. Bu hizmet için, ücret ödenmesi gerekmektedir.

Geri dönüşüm için sevk edilen atıklar, AB içinde malların serbest dolaşımının temelini oluşturuyorken, yok edilmeleri için sevk edilen atıklar için, önceliğin Almanya içinde atık tasfiyesine (kendi kendine yetme ilkesi) verilmesi gerektiği şartı koyulmuştur. Almanya’da atık mevzuatının uygulanması, esas olarak eyaletlerin görevidir. Kapalı Madde Döngüsü ve Atık Yönetimi Kanununda yer alan ve atık geri kazanımı ve atık yok etme kayıtlarının şartları, ulaşım lisansı ve uzman atık yönetimi şirketleri tarafından desteklenen atık denetimi koşullarına göre belirlenir. Almanya’da modern atık politikası, önemli bir çevre piyasası olan, geri kazanım ve bertaraf teknolojilerinin hızlı gelişimini tetiklemiştir. Günümüzde, atık endüstrisi, 200.000’den fazla çalışana sahiptir ve 40 milyar doları aşan bir yıllık ciroya yapmaktadır. Her türlü atık için altyapı mevcuttur.

Toplamda, Almanya’nın atık geri kazanım oranları, dünyadaki en yüksek orandır ve hammadde ve birincil enerji tasarrufu yapılarak atık endüstrisinin, Almanya’da sürdürülebilir ekonomik üretime ve yönetime nasıl katkıda bulunduğunu göstermektedir. Geri kazanılamayan atıkların paylaşımı, çevreye ya da insan sağlığına zarar vermeden tasfiyeye gönderilmelidir. Organik atıkların her zaman etkisiz hale getirilmeleri için mekanik-biyolojik ya da ısıl işlemden geçmesi gerekmektedir, böylece drenaj su sızıntılarını ve çöp gazının salınımını azaltmaya da yardımcı olmaktadırlar.

2005 Haziran ayından beri, ön bir işlem olmadan organik atık depolama alanına artık izin verilmemektedir. Atıkların bertarafı için 2011 yılında 20 milyon ton kapasiteli 69 atık yakma tesisi mevcuttu. Ayrıca, 30 tane atıktan elde edilen yakıt santrallerinde 46 milyon ton yakma kapasitesi bulunmaktadır. Atıkların mekanik-biyolojik artımı için, 2011 yılında yaklaşık 6 milyon ton kapasitesi olan 48 tesis bulunmaktaydı ve bu tesisler yaklaşık 4 milyon ton atığı işlemiştir.

Beş kademeli yeni atık hiyerarşisi, aşağıdaki atık yönetimi sıralamasını belirlemiştir:

  • Önleme
  • Tekrar kullanım için hazırlama
  • Geri dönüşüm
  • Diğer (özellikle de enerji ile ilgili) geri kazanımlar
  • Bertaraf

Çevresel açıdan en faydalı seçenek önceliklidir. Ancak, ekolojik etkilerin yanı sıra, teknik, ekonomik ve sosyal etkiler de dikkate alınmalıdır. Yeni atık hiyerarşisiyle birlikte, Alman kapalı döngü atık yönetimi sektörü, yerleşik ve ekolojik olarak yüksek verimli atık yok etme prosedürlerini riske atmadan sürekli olarak atık önleme ve geri dönüşüme yönelmektedir.

Günümüzde, evsel atıkların %68’inin zaten geri dönüşümü yapılmaktadır. Kapalı Döngü Yönetimi Yasası, belediye atığının %65’inden çok kalıcı geri dönüşüm oranı talep etmektedir.

backnext

 

Dahili Ağ